Etiketler

, , , , ,

Bir Tutam Çin, son günlerde Çin’de büyük ilgi gören bir televizyon belgeseli. Her bölümde Çin’in zengin yemek kültürünün çeşitli örnekleri, yemeklerin yapıldığı doğal ortamda, zengin bir tarihsel ve kültürel arka planda tanıtılıyor.

Londra Olimpiyat Oyunları’nın tüm heyecanıyla devam ettiği şu günlerde, diğer ülkelerin takımlarındaki Çinli masa tenisi sporcularıyla ilgili bir dosya hazırlayan China Daily gazetesi, bu çalışmasına “Her takımda bir tutam Çin” başlığını atmış…

Londra Olimpiyat Oyunları’nda masa tenisi dalında mücadele eden pek çok ülkenin oyuncu listesinde Çinli sporcular yer alıyor. Londra’da oynamaya hak kazanmış toplam 16 masa tenisi sporcusunun yarısı ya Çin milli takımının eski oyuncusu ya da Çin’in çeşitli eyalet takımlarının oyuncuları.

Bu sporcuların çoğu, ülkeleri Çin’de kendilerini olimpiyatlara götürecek şansı bulamıyor; çünkü Çin’de masa tenisi -Brezilyalıların futbol tutkusuyla kıyaslanacak ölçüde- büyük ilgi görüyor ve bu ilgi nüfusla irtibatlı düşünüldüğünde, binlerce gencin yöneldiği bu branşta öne çıkmak epey zor oluyor. Bu durumda, yetenekli Çinli sporcuların çoğu, uluslararası organizasyonlarda boy göstermek için başka ülkelerin takımlarında görev alıyor.

Bu noktada, Çinli sporculara milli formasını emanet eden ülkeler için şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Çinli sporcular, gittikleri ülkelerde masa tenisine ilgi duyan genç oyuncuların gelişmesini engelliyorlar mı?

Kesin bir cevap vermek zor.

Donald Parker, 1988-1996 yılları arasında yapılan üç ayrı olimpiyatta İngiltere takımının baş antrenörüydü.

Parker, geçtiğimiz hafta China Daily’ye verdiği röportajda şunu söyledi:

“Yabancı ülkelerden yıldız oyunculara sahip olmak çok iyi birşey; genç oyuncular onlardan çok şey öğrenebilir. Bunun dezavantajları da olabilir. Eğer yerime Çinli bir oyuncu konmuş olsaydı, olumsuz tarafından bakarak, bu adil değil diye şikayet edebilirdim. Fakat önemli olan bunu olumlu şekilde değerlendirmek. Çinli oyuncular, genç yerli isimler için çok iyi antrenman partneri olacaktır. Böylece gençler, masa tenisinde ülkelerinin seviyesini geliştirebilirler. İyi tarafından bakmanız gerek. Ve böylece bundan faydalanabilirsiniz.” 

Liu Na, Britanya takımının tek Çinli oyuncusu.

Çin’in Kuzeydoğu’sundaki Liaoning eyaletinde büyümüş olan Liu Na, 2000 yılında bir turnuvada oynamak için İrlanda’ya gitti ve ertesi yıl da buraya antrenör olarak tekrar döndü. Bu süreçte, orasını evi olarak benimsedi ve 2008 yılında İngiliz vatandaşlığını elde etti.

“Okullarda ve çeşitli kulüplerde antrenörlük yapmak için 2001 yılında Çin’e döndüm. İngilizce de öğreniyordum. Burada olmayı gerçekten sevdim. Buradaki sistem Çin’dekinden farklıydı. Başlangıçta seviye çok düşüktü ve bu alanla ilgili çok fazla okul yoktu. Fakat on yıl sonra masa tenisi oynayan çok sayıda sporcu ortaya çıktı.”

Liu Na, olimpiyatlarda oynamanın kendisi için bir rüya olduğunu söylüyor.

Wu Jiaduo da benzer motivasyonlara sahip bir sporcu.

35 yaşındaki Wu Jiaduo, Doğu Çin Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, masa tenisi kariyerine devam etmek için Alman takımına katıldı. Elbette tek hayali olimpiyatlarda oynamaktı.

“Çin’de milli takıma seçilme şansım yoktu. Çünkü seçmeler çok zorluydu. Böyle bir karar almak çok zordu ama şu an çok mutluyum çünkü iki kez olimpiyat oyunlarına katıldım; Çin’de kalsaydım bu imkansız olabilirdi.”

Wu Jiaduo, Beijing Olimpiyat Oyunları’nda teklerde yarışmayı on yedinci olarak bitirdi. Bu süreçte Almanca çalışmaya başladı. Wu, Almanya’nın, kendisini beklediğinden daha çok benimsediğini ve birçok yerli arkadaş edindiğini söyledi. Wu, “Takımda olduğum için mutsuz değiller, meseleye böyle yaklaşmıyorlar.” dedi.

“Eğer onları masada iyi bir oyunla yenersen, onlar sana saygı duyacaklar ve senden öğrenmek isteyecekler. Çinli sporculara vatandaşlık verilmesi konusunda herhangi bir karşı ses duymadım. Hatta seyirciler benim için özel tezahüratlarda bulundular.”

Avusturtyalı Werner Schlager, “çoğu ülkenin Çinli sporcuları memnuniyetle karşıladığını sanmıyorum. Fakat bunun kötü olduğunu söylemek bence yanlış” diyor.

Bu arada, başka ülkelerin milli takımlarında oynayan Çinli sporcular, kimi zaman Çin’in başını da ağrıtıyor… Tamamen eski Çinli oyunculardan mürekkep Singapur’un bayan takımı –ki bunlar arasında Li Jiawei, Feng Tianwei gibi üst düzey oyuncular da var- 2010 Moskova Dünya Şampiyonası’nda birinci olarak Çin takımını şaşkına çevirmişti. Singapur, Londra’da da en azından podyuma çıkmayı umuyor.

Her şeye rağmen masa tenisinde Çin’i yenmek hâlâ çok güç.

20 yıldır Çin masa tenisini takip eden Alman spor muhabiri Peter Hubner, Londra’da diğer takımlara pek fazla şans tanımıyor:

“Ben Çin’in bütün altın madalyaları silip süpüreceğini tahmin ediyorum. Fakat onlar diğer ülkelere yardım etmeye başladılar ve bu spor için büyük önem taşıyor.” 

Çinli sporcular Londra’da ev sahibi!

Beijing, Londra’dan yaklaşık 5 bin mil uzaklıkta. Ancak mevzu masa tenisi olunca, olimpiyatlara katılan Çinli sporcular, kendi evlerinde oynamanın avantajına sahip oluyor. Sebebi şu: Londra’da masa tenisi müsabakalarının yapıldığı 6 bin kişilik arenanın ortasındaki tenis masaları, Çinli “Double Happiness Sport” adlı firma tarafından Shanghai’da üretildi…

Şirket yetkililerinden Zhen Li’ye göre “Çinli sporcular, Londra’da kazanmayı, diğer tüm oyunlardan daha çok istiyor; çünkü burası masa tenisinin doğduğu yer ve bu Çinli sporcular için özel bir motivasyon.”

Masa tenisi, 19. yüzyılda İngiltere’de zenginlerin yemek sonrası eğlencesi olarak icat edildi. Bu ilk oyunlarda, kitaplar ağ ve sigara kutuları raket olarak kullanılıyordu. 2008 yılında olimpiyat bayrağının Londra’ya teslim edildiği törende konuşan Londra Belediye Başkanı Boris Johnson, oyunun bu tarihsel kökenini anlatırken gururunu gizlemiyordu. Johnson o konuşmasında şöyle diyordu: “Diğer uluslar, yemek masasına baktıklarında, yemek için bir fırsat gözlüyorlardı; biz ise yemek masasına bakarken, masa tenisi oynamak için bir fırsat kolluyorduk.”

Zhou Enlai’nin emriyle fabrikalar kuruldu

Çin’in ve Çifte Mutluluk (Double Happiness) adlı şirketin başarıları on yıllar boyunca iç içe geçmiş. Şirketin ismi Çifte Mutluluk, 1959 Dünya Masa Tenisi Şampiyonası’nda, herhangi bir uluslararası organizasyonda zafer kazanan ilk Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı Rong Guotuan’ın zaferinden geliyor. Bu başarı, Çin halkı için ilk mutluluktu ve cumhuriyetin onuncu yılına denk gelmesi sebebiyle bu başarı daha büyük anlam kazanmış ve Çin halkı o yıl “çifte mutluluk” yaşamıştı.

Rong ve arkadaşları ülkeye döndüklerinde, “devrimci erdemin simgeleri” olarak selamlandılar. Beklentiler de artmıştı; ülke, birden fazla masa tenisi şampiyonu istiyordu. Zhou Enlai, masa tenisi kortu üreten fabrikalar açılmasını emretti. İşte bu dönemde kurulan Çifte Mutluluk şirketi, bir yıl sonra seri üretim yapmaya başladı. Çin’de masa tenisi tutkusu, çılgınlık evresine girmişti. Günümüzde şirkey yılda 100 bin adet tenis masası üretiyor.

Bir kamu kuruluşu olarak kurulan Çifte Mutluluk, daha sonra özel bir şirkete dönüştü. Bugün 800 çalışanı bulunan şirket, 2012 olimpiyat oyunları için Londra’ta 55 adet masa gönderdi. Bu masalardan sekizinin her iki yanına olimpiyat halkaları işlendi. Bu sekiz masadan dördü müsabaka salonlarına, diğer dördü ise antrenman salonlarına kuruldu.

Şirketin genel müdürü Lou Shihe, masa tenisindeki başarıların, Çin’in Batı dünyasındaki imajını değiştirdiği görüşünde:

“Rong Guotuan’ın dünya masa tenisi şampiyonu olmasıyla, Batı’daki Çin imajı da değişti. Batılılar, Çin’i -Asya’nın hasta adamı- olarak görmeye alışmıştı. Çin, politik kampanya aracı olarak sporu destekledi. Hükümet halka çağrıda bulunarak, masa tenisi oyuncularından ders almalarını istedi.”

2012 Londra’da masa tenisi ekipmanlarından sorumlu olan Martin Ireland “Her masanın kendi karakteri var, bunu tanımlamak zor ama farkedilebilir” diyor.

Pinpon masasından diplomasi masasına…

 

Sene 1971.

31. Dünya Masa Tenisi Şampiyonası Japonya’da düzenleniyor. Amerikalı masa tenisi oyuncusu Glenn Cowan, kendisini antrenmana götürecek ABD takım otobüsünü kaçırıyor ve çareyi Çin’e ait otobüse binmekte buluyor. Soğuk Savaş sürmekte ve Çinli oyuncular ile Amerikalı oyuncular arasında iletişim kurulması mümkün değil. Otobüste çıt çıkmıyor.

Otobüsteki derin sessizliği Çinli masa tenisi oyuncusu Zhuang Zedong bozdu: “Bir numaralı düşmanınla konuşman için herhangi bir engel var mı?”

Zhuang, aradaki buzları eritmek için, üzerinde Huangshan Dağı’nın ipek işlemesi bulunan bir eşarbı Cowan’a hediye etti. Cowan ise bu hediyeye, bir tarakla karşılık verdi.

Otobüs antrenman alanına ulaştığında, Çin takımının içindeki Amerikalı sporcuyu gören gazeteciler oyuncuların etrafını sardı, flaşlar ardı ardına patlıyordu. Haber, başkent Beijing’de bulunan Başkan Mao’ya ulaşmıştı.

Başkan Mao’nun ilk tepkisi şöyle olacaktı: “Bu Zhuang Zedong sadece iyi bir masa tenisi oyuncusu değil; dış politikada da yetenekli.”

Bu olay, Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin normalleşmeye başlamasının kıvılcımı olarak kabul edilmiş ve dış politika litertürüne “pinpon diplomasisi” olarak geçen sürecin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Amerikalı oyuncu Cowan’ın Çin takımıyla kazara yaptığı yolculuktan birkaç gün sonra, Çinli yetkililer, ABD takımını bir ziyaret için Çin’e davet etti ve Amerikan masa tenisi takımı, Çin’e giren ilk Amerikan vatandaşları olarak tarihe geçti… Aynı yılın Temmuz ayında, ABD Başkanı Richard Nixon’ın ulusal güvenlik danışmanı Henry Kissenger da, iki ülke arasındaki diplomatik temasları başlatmak amacıyla Beijing’e geldi…

Çin’i ziyaret eden Amerikalı masa tenisi oyuncularından biri, ülkesine döndüğünde gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

    “Çinliler bizim gibi. Onlar gerçek, samimi ve hisleri var. Çin’de gerçek dostlar edindim. Onlar Çin Seddi’ne, geniş ovalara, antik saraylara, parklara, ırmaklara sahipler. İnsanlar birlik ve beraberlik içinde yaşıyorlar.”

Reklamlar