Çin’de İslam’ın altın çağı Nanjing’de yaşandı

Etiketler

, , ,

Her ne kadar Çin’de İslam deyince akla Xinjiang, Gansu, Ningxia gibi Müslümanların yoğun olarak yaşadığı eyaletler gelse de, Çin’in dört antik başkentinden biri olan Nanjing de Müslümanlar için önemli bir merkez…

 *

Katliam müzesini ziyaret ederek bitirdiğim üç günlük Nanjing gezim, cami ”ziyaret”iyle başlamıştı. Ziyaret kelimesini tırnak içine alalım; çünkü bir Müslümanın camiye girmesine ziyaret denmez.. Müslüman, dünyanın herhangi bir yerindeki camide ev sahibidir.

Nanjing’in merkezindeki Qinhuai semtinde, Sanshan Caddesi üzerinde yer alan Jingjue Camii, 4. yüzyılda inşa edildi. Ming hanedanı döneminde yeniden inşa edilen cami, 19. yüzyılda tahrip olsa da, Qing hanedanının son döneminde restorasyon geçirdi.

Caminin önünden geçerken, ilk bakışta bunun bir İslam eseri olduğunu anlamak zor. Çin’deki birçok dini yapı, hangi dine ait olursa olsun, birbirine benziyor. İçine girmediğiniz müddetçe, o yapının bir Budist tapınağı mı, bir cami mi, bir kilise mi olduğunu anlamıyorsunuz. Bütün yapılar, Okumaya devam et

Reklamlar

Yeraltından sesler

Etiketler

, , ,

Her gün milyonlarca yolcu taşıyan Beijing metrosunun istasyonları ve alt geçitleri, amatör müzisyenlerin performansları için platform sağlıyor.

Trenlerde ve alt geçitlerde müzik yapanların çoğu amatör. Ama içleride profesyonel müzisyenlerde var. Profesyonellerin metroda müzik yapmalarının amacı, günlük yaşamlarında biraz ”değişklik” ihtiyacı ve bu işten keyif almaları. Amatörler ise metroda müzik yapmaktan hem zevk alıyor, hem de üç beş cep harçlığı çıkarıyorlar…

Xu Zhenfei, Beijing metrosunun onlarca sokak müzisyeninden biri. Sabah saatlerinde bütün yolcular işlerine gitmek için metronun çıkış kapılarına yönelirken, 28 yaşındaki Xu, günün ilk şarkılarını söylemek için sırtına astığı gitarıyla birlikte Dongzhimen istasyonunun yolunu tutuyor. Dongzhimen, üç metro hattının kesiştiği bir transfer noktası.

Xu Zhenfei’nin evi kentin varoşlarındaki Okumaya devam et

Çin’in sıradan insanları: Laobaixing

Her dilde ”sıradan” insanları tanımlayan kelimeler var; Türkçede ”sade vatandaş”, ”yurdum insanı” gibi sözler, kavramlaşarak literatüre girdi. Fransız Devrimi’nin ”citoyen”leri, Hitler Almanya’sının ”Volk”u vardır. Bu kelimelerin hepsi elbette farklı içeriklere, derinliklere, farklı sosyal ve sınıfsal vurgulara sahip. Peki, 1,3 milyar insanın yaşadığı Çin’de, sıradan insanları tanımlamak için kullanılan bir kavram var mı?

    Çin’de yaygın olarak kullanılan 100 aile ismi var; insanların yüzde 85’i bu 100 ismi paylaşıyor. Çincedeki ”Laobaixing” kavramı (老百姓), üç ayrı kelimeden oluşuyor: Yaşlı, eski anlamındaki ”Lao” (), 100 anlamındaki ”Bai” () ve soyismi anlamındaki ”xing” ().

    Kavramın başındaki ”Lao” bir sıfat ve ”Baixing” kelimesine saygınlık ve üstünlük katıyor. Türkçedeki ”Üstat” ve ”Abi” kelimelerinin kullanımına benzetebiliriz. Çinliler, Okumaya devam et

Çin’de lider yok, liderlik var…

Etiketler

, ,

Çin’in yeni liderleri belli oldu. ÇKP Genel Sekreteri Xi Jinping ve 6 arkadaşı basının karşısına çıkıp dünyayı selamladı.

Bu görüntünün üzerine Yu Hua’nın son kitabından bir alıntı:

In the Cultural Revolution, even when Mao was not present, the party officials would have the Little Red Book as a way of greeting the revolutionary masses. Just as today no famous actress would appear in public without makeup, the leadership in those days would never show their faces without the Little Red Book in hand. It was their political makeup it.

Today the Chinese Communist Party takes the form of a collective leadership, and when the nine members of the Politburo Standing Committee attend a news conference, they wave simultaneously to reporters, their hands at he same height, waving in the same arc. This always makes me think of Mao on Tiananmen, and of how impressive it was that he waved and everyone else clapped. Reflecting on the past in the light of the present, I have a sense that in today’s China we no longer have a leader -all we have is a leadership.

China in Ten Words, Yu Hua, Anchor Books, S.18-19

Çin’de bir düğün

Etiketler

Türkiye’de düğünlerde ve asker uğurlamalarında yaratılan kargaşa ve gürültü malum. Ortalığı ayağa kaldırmadan iş yapamıyoruz. Kornalar, havai fişekler, sloganlar, bağırıp çağırmalar, yol kesmeler ve saire..

Bütün bunlar, düğün, sünnet, asker uğurlama veya her neyse, hadiseye taraf olmayan vatandaşları rahatsız ve tedirgin ediyor. Bu rahatsızlık, bu hadiselerin geleneksel anlamlarının değersizleşmesine de neden oluyor filan..

Düğünlerde ”ortalığı ayağa kaldırma”nın alasını Çin’de gördüm. Gelin arabası, düğünün yapıldığı salona geldiğinde sanki bir bombardıman başlıyor. Çin’de düğünler sabah saatlerinde yapıldığı için, çoğu zaman yatağınızdan bu patlayıcıların sesiyle kalkıyorsunuz. Bir sinirle yataktan kalkıp Batılı reflekslerinizle ”Yahu kardeşim pazar pazar bu ne gürültü” demek için pencereyi açtığınızda, kendinizi bir dumanın içinde buluyorsunuz. Patlayıcıların çıkardığı dumandan aşağıyı görebilirseniz ve sesinizi duyurabilirseniz, düğün sahiplerini uyarabilirsiniz…

Çoğu zaman bu seslerle yataktan fırlamış biri olarak, hiçbir zaman insanları ”uyarmak” ihtiyacı hissetmedim. Bunun kültürel birşey olduğunu ve Okumaya devam et

Çinli atlet Liu Xiang neden piste döndü?

Etiketler

, , , ,

Londra Olimpiyat Oyunları’nda, olimpiyat tarihine geçecek ilginç anlar da yaşanıyor. Çinli atlet Liu Xiang, 7 Ağustos’ta yapılan 110 metre engelli yarışında engele takılarak yere düştü. Sakatlığı nükseden Liu, favori olarak çıktığı yarıştan çekilmek zorunda kaldı.

2008 yılında Pekin’de düzenlenen oyunlarda da yarış öncesi sakatlık yaşayan ve piste çıkamayan Liu, Londra’da da çaresizlik içinde soyunma odasının yolunu tutmuşken bir anda durdu, izleyenlerin şaşkın bakışları arasında yeniden piste döndü ve tek ayağı üzerinde sekerek yarışı tamamladı. Parkurun sonuna ulaşan Liu, son engeli öperken, herkes Liu’yu alkışlıyordu.

Peki, Liu Xiang sakatlanmasına rağmen neden soyunma odasına gitmek yerine piste döndü?

Bu sorunun cevabını bulmak için, 1932 yılında Los Angeles’ta düzenlenen 10. Olimpiyat Oyunları’na gidebiliriz.

Olimpiyatlara katılan ilk Çinli

2008 Beijing Olimpiyatları öncesinde, Okumaya devam et

Her takımda “bir tutam Çin”

Etiketler

, , , , ,

Bir Tutam Çin, son günlerde Çin’de büyük ilgi gören bir televizyon belgeseli. Her bölümde Çin’in zengin yemek kültürünün çeşitli örnekleri, yemeklerin yapıldığı doğal ortamda, zengin bir tarihsel ve kültürel arka planda tanıtılıyor.

Londra Olimpiyat Oyunları’nın tüm heyecanıyla devam ettiği şu günlerde, diğer ülkelerin takımlarındaki Çinli masa tenisi sporcularıyla ilgili bir dosya hazırlayan China Daily gazetesi, bu çalışmasına “Her takımda bir tutam Çin” başlığını atmış…

Londra Olimpiyat Oyunları’nda masa tenisi dalında mücadele eden pek çok ülkenin oyuncu listesinde Çinli sporcular yer alıyor. Londra’da oynamaya hak kazanmış toplam 16 masa tenisi sporcusunun yarısı ya Çin milli takımının eski oyuncusu ya da Çin’in çeşitli eyalet takımlarının oyuncuları.

Bu sporcuların çoğu, ülkeleri Çin’de Okumaya devam et

Oğlunu kurtarmak için yürüyen anne: Chen Yurong

55 yaşındaki Chen Yurong’un doğuştan karaciğer hastası bir oğlu var. Chen, oğlunun tedavisi için tam 18 yıl uğraş verdi. 2008 yılında Chen’in oğlu Ye Haibin, aniden rahatsızlandı. Onu kurtarmanın tek yolu, en kısa sürede karaciğer nakli yapılmasıydı.

Ancak Chen Yurong’un karaciğerinde ileri derecede yağ infiltrasyonu tespit edildiği için, onun oğluna organ bağışlamasına izin verilmedi. Oğlunun kurtarmakta kararlı olan anne, yedi ay boyunca her gün 10 kilometre yürümek ve yalnızca pilav ve sebzeyle karnını doyurmak suretiyle karaciğerindeki yağ infiltrasyonunu giderdi ve sonunda karaciğerinin yarısını bağışlayarak, Wuhan Tongji Hastanesi’ndeki doktorların da yardımıyla oğlunun hayatını kurtarmayı başardı…

*

Chen Yurong’un oğlu Ye Haibin, 13 yaşındayken bir rahatsızlık geçirerek hastaneye kaldırıldı. Yapılan kontrollerden sonra doğuştan karaciğer hastalığı teşhisi kondu. Karaciğeri, bakırı vücut dışına atamadığı için bu element Haibin’in vücudunda birikiyor ve merkezi sinir sistemi ile diğer iç organlara zarar veriyordu. Etkili bir tedavi yapılamadığı takdirde onu ölüm bekliyordu.

Ye Haibin, 14 Aralık 2008 gecesi geçirdiği bir rahatsızlığın ardından hastaneye kaldırıldı ve yoğun bakıma alındı. Zamanında müdahaleyle hayatı kurtarıldı ama karaciğer nakli yapılması zorunluydu. Chen, karaciğerinin bir bölümünü oğluna bağışlamaya karar verdi. Kocasının sağlık durumu buna uygun değildi. Gelini ise henüz çok gençti ve böyle br ameliyat onun sağlık durumunu olumsuz etkieyecekti. Ancak yapılan kontrollerin ardından Chen’e karaciğerde yağ infiltrasyonu teşhisi kondu. Bu durumda annenin oğluna karaciğer bağışlaması imkansızdı; ameliyat iptal edildi. Fakat ana yüreği, oğlunu kurtarmak için çırpınıyordu…

Chen Yurıng, nakil ameliyatının iptal edildiği 18 Şubat 2009’dan itibaren her gün yürümeye başladı. Evlerinin yakınındaki nehrin kenarına giderek, her sabah ve her akşam hızlı tempoyla beşer kilometre yürüdü. Oğlunu kurtarmak için vücudunun ve iradesinin sınırlarını zorluyordu. Kısa sürede kilo vermek için yürümenin yanı sıra, rejime de başladı. Her öğün yarım yumruk büyüklüğünde pirinç pilavı ve çok az sebze yiyordu. Birçok kez bayılma noktasına geldi.

Chen Yurong o günleri şöyle anlatıyor: “Bazen vazgeçmek istedim, fakat bir adım fazla atarsam ve bir lokma az yersem, oğlumun kurtuluşuna biraz daha yaklaşmış olacağım düşüncesi, bana güç verdi.”

Chen, yedi ay içinde dört çift ayakkabı eskitti; ayaklarında nasırlar oluştu. Kısa sürede 68 kilodan 60’a indi. Yapılan kontrollerin ardından karaciğerinden yağ infiltrasyonunun azaldığı anlaşıldı. Doktorlar bu duruma çok şaşırmıştı. Karaciğerdeki yağ infiltrasyonunun bu kadar kısa sürede giderildiğine daha önce tanık olmamışlardı.

Chen’in oğlunu kurtarmak için harcadığı çaba hastane çalışanlarını duygulandırdı. Ye Haibin’in 500 bin yun tutan ameliyat masraflarını hastane yönetimi karşıladı.

3 Kasım 2009’da Chen sabah saat 8’de ameliyat odasına girdi. Üç saat sonra annenin karaciğerinden bir parça alındı. Öğleden sonra saat 2’ye gelindiğinde ameliyat başarıyla tamamlanmıştı.

Annenin oğlunu kurtarmak için yaptığı “çılgınlık” basın tarafından tüm ülkeye duyuruldu. Bütün ülke bu anne-oğlu konuşuyordu. Çok sayıda kişi ve örgüt, hastanaya akın ederek anne ve oğlunu ziyaret etti. Toplumun ilgisi ve sevgisi, amansız bir hastalıkla boğuşan aileye güç veriyor…

Kaynak: Biz Çinliler, Yabancı Diller Yayınevi

Yusuf Mamay’ın elini öpmek

Etiketler

,

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Kırgızistan sınırında, Tanrı Dağları’nın eteklerine bulunan küçük bir kasaba vardır. Coğrafi sebeplerden dolayı, kuş uçmaz kervan geçmez bir kasaba sanılabilir. Ancak bu küçük ilçe, bir efsanenin doğduğu ve –Allah uzun ömür versin- halen yaşadığı yerdir. Bu efsane, “yaşayan Homeros” diye anılan, Manas Destanı’nı baştan sona okuyan 95 yaşındaki Yusuf Mamay’dır.

Yusuf Mamay’dan bahsedeceğiz; önce biraz Akçi’yi tanıyalım.

Manas ve kartal ilçesi

Akçi, bir Kırgız ilçesi. Yaklaşık 50 bin nüfusu var. Nüfusun büyük çoğunluğu Kırgız olmakla beraber, Han, Uygur, Hui milliyetlerinden de belli bir nüfus burada yaşıyor.

Çin’de şöyle bir uygulama var: Ülkenin gelişmiş eyalet ve kentleri, nispeten geri kalmış bölgelere maddi yardımda bulunuyor. Bunun bir örneği olarak, Wuxi kenti, Akçi’ye finansal destek sağlıyor. Akçi, kıyıda köşede kalmış bir ilçe gibi görünmekle birlikte, son yıllarda artan çabalarla ülkenin bütün kesimleriyle ilişkisi olan bir yer haline gelmiş.

Okullarda iki dilde eğitim veriliyor, Çince ve Kırgızca.

İlçenin belediye başkanı, dış tanıtım müdürü gibi yetkililer Kırgız etnik grubundan. Belediye Başkanı’nın adı Zaman. Zaman Bey, bizlere Akçi kenti hakkında Okumaya devam et